1920, Moskova. Devrimin rüzgârları eski düzeni yıkarken, aristokrasinin son temsilcileri birer birer yok olmaktadır. Kont Aleksandr Rostov, soylu geçmişi ve ait olduğu sınıf nedeniyle yeni düzenin düşmanı ilan edilir. İdam cezası beklerken, Sovyet mahkemesi ona farklı bir hüküm verir: Metropol Oteli’nin çatı katındaki küçük bir odaya ömür boyu hapsedilmek. O andan itibaren, özgürlüğü elinden alınmış, hayatı lüks salonlardan birkaç metrekarelik bir alana sıkışmıştır. Dış dünyada devrim dalga dalga yayılırken, içeride ise Rostov’un geçmişi, kimliği ve değerleri sınanır. Zaman ilerledikçe, yalnızca bir mahkûm olmadığını fark eder. Otelin duvarları arasında şekillenen yeni hayatında, dostluğun gücünü yeniden keşfeder, aile kavramına bambaşka bir anlam yükler ve en zorlu şartlarda bile aşkın filizlenebileceğini görür. Dışarı çıkması ölüm demektir, ama kapalı kapılar ardında bambaşka bir dünyanın içinde yaşamaya devam edecektir.