6 Haziran 2016’da dünyaya gelen bir bebek, insanlığı felakete sürükleyecek kadim bir kehanetin merkezinde yer almaktadır. Onun doğumu sıradan bir olay değildir, çünkü gelişinin hemen ardından doğumunu gerçekleştiren ebe Duygu akıl sağlığını yitirerek kendini öldürür. Ancak bu, olayların sonu değil, başlangıcıdır. Bebeği koruyan ve onun kaderini yönlendirmeye kararlı olan şeytani bir tarikat, kehanetin devam edebilmesi için Venüs tutulmasının yaşanacağı gece bebeğin, öz annesiyle aynı kanı taşıyan bir kadın tarafından emzirilmesini zorunlu kılar. Bu yüzden Duygu’nun kız kardeşi Öznur, tutulma gecesine kadar zorla alıkonur ve bu mistik ritüelin bir parçası olmaya zorlanır.
Bu uğursuz olayların önüne geçmek isteyen Türk ve Avrupalı gizli teşkilatlar, bebeğin izini sürmeye çalışmaktadır. Ancak tarikat, bebeği gözlerden uzak tutmayı başarmıştır. Çocuk, bir şekilde çocuk sahibi olamayan bir aileye evlatlık verilmiştir. Fakat bu, onun artık güvende olduğu anlamına gelmez. Çünkü tarikatın gölgesi, bebeğin ve yeni ailesinin üzerinden asla eksik olmaz. Onlarla birlikte yaşayan bebek, sadece bir çocuk değil, uğursuz bir mirasın taşıyıcısıdır. Onun gelişiyle birlikte, evin içinde tuhaf ve korkutucu olaylar baş göstermeye başlar.
Gece duyulan fısıltılar, açıklanamayan kazalar ve giderek artan kâbuslar, yeni ebeveynlerinin hayatını cehenneme çevirir. Bebeğin varlığı, sadece onun ailesini değil, kehanetin durdurulmasını isteyenleri de büyük bir çıkmaza sürüklemektedir. Tarikat, tutulma gecesi yaklaşırken bebeğin üzerindeki planlarını hızlandırırken, onu durdurmaya çalışanların zamanı giderek tükenmektedir.