Duygu, en zor günlerini yaşarken, kendini büyük bir çıkmazın içinde bulur. Hastaneden taburcu olduğu gün, tesadüf eseri varlıklı ve gizemli bir kadın olan Nurdan ile tanışır. Maddi ve manevi desteğe ihtiyacı olduğu için Nurdan’ın yardım teklifini tereddüt etmeden kabul eder. Duygu, kısa sürede hayatında önemli değişiklikler olduğunu fark eder. En yakın arkadaşı Aslı da bu yeni durumdan memnundur ve her şey yolunda gibi görünmektedir.
Ancak Duygu'nun taşındığı yeni evde kısa süre içinde garip olaylar yaşanmaya başlar. Kaynağı belirsiz fısıltılar, gölgeler ve kabuslar, her geçen gün daha da yoğunlaşır. Duygu’nun psikolojisi hızla bozulur. Zihni, bu esrarengiz olaylarla birlikte çöküşe sürüklenir. Genç kadın, kendini ölümcül bir tehdidin tam ortasında bulur. Gerçekle kabusun birbirine karıştığı bir süreçte, Duygu hayatının en korkunç günlerini yaşamaya başlar.
Bu olaylar yaşanırken, başka bir kehanet de gerçek olmaya başlar. Yüzyıllardır söylenen Deccâl’in doğumu yaklaşmaktadır. İnsanlık, kabus dolu yıllara sürüklenecektir. İstanbul’un kalbinde, küçük bir odada karanlık tohumlar ekilmektedir. Mezopotamya’dan başlayıp tüm dünyaya yayılan kötülük, bir virüs gibi insanlığı sarmaya başlar. Deccal’in vücut bulma çabası, Duygu’nun yaşadığı korkunun çok ötesindedir.