Enes Batur, içine kapanık bir çocuktu. Polis olan babası ve hemşire olan annesiyle neredeyse hiç vakit geçirmezdi. Babası sürekli mesaide, annesi ise sürekli nöbette olurdu. Enes, yalnız başına büyüdü.
6 yaşındayken babasının hediye ettiği bilgisayar, Enes'in dünyasını değiştirmeye başladı. Bilgisayar sayesinde yeni şeyler öğrendi, yeni insanlarla tanıştı. Ancak, ailesiyle yaşadığı iletişim eksikliği nedeniyle çocukluğu boyunca okulda dışlanmış biri oldu.
Enes'in hayatında, çevresindeki insanlar tarafından sevilmek arzusu ile büyüyen bir özlem vardı. Ancak, ailesinin onu desteklememesi, hayallerine ulaşma çabalarını engellerdi. Ailesi, geleceği için daha güvenli ve geleneksel bir yol olan üniversite eğitimine odaklanmasını isterdi.
Bu noktada, Enes zorlu bir kararın eşiğindeydi. Hayalleri ile gerçek dünya arasında bir seçim yapmak durumundaydı. Bir yanda, içsel tutkularını takip edip YouTuber olma hayali, diğer yanda ise ailesinin istediği gibi üniversite sınavına hazırlanma baskısı vardı. Aralarında sıkışan Enes, kendi yolu ve ailesinin beklentileri arasında bir denge kurmak zorunda kalacaktı.