Brandon Jensen, üniversitedeki son yılında, yalnızca teorik bilgiyle yetinmeyi reddeden zeki ve hırslı bir ilahiyat öğrencisidir. Korkuya karşı duyduğu saplantı, onu sıradan bir öğrenciden, karanlığın derinliklerine doğru tehlikeli bir yolculuğa çıkarır. Eğitim hayatı boyunca şeytan çıkarma ritüellerinin, tamamlanmadığı takdirde kötülüğün serbest kaldığını öğrenir. Bu bilgi, Brandon’ı yıllar önce yarım kalan ve trajediyle noktalanan Tracy Crowell vakasına sürükler. Tracy’nin gençliğinde yarım kalan ritüel, Brandon’ın dikkatini çeker ve onu derin bir araştırmaya iter.
Brandon, Tracy vakasını tez konusu olarak seçmekle yetinmek istemez; teoriyi bir kenara bırakıp gerçeği keşfetmeye kararlıdır. Arkadaşı Clay Harper ve Leda Morgan ile birlikte, Tracy’nin şeytan çıkarma ayininin yarım kaldığı terk edilmiş eve adım atar. Ancak, kısa sürede anlar ki o ev, geçmişin izlerini taşıyan karanlık bir tuzaktır. Tracy’nin bedeninden kaçan kötülük, duvarlara sinmiş, gölgelerin arasında pusuya yatmış ve onları beklemektedir.
Brandon, yalnızca geçmişi araştırdığını sanıyordu; çoktan içine çekildiği kabusun farkında değildir. Korku tutkusu, Brandon’ı daha da ileriye sürükler. Arkadaşlarıyla “Sahip Olma Deneyi” adını verdikleri bir projeye başlarlar. Amaçları, yirmi yıl önce birçok can alan iblisi canlı yayında Brandon’a musallat etmektir. Bir bağış kampanyası başlatırlar ve proje bir gecede viral hale gelir. Ancak, deney başladığında hiçbir şey planlandığı gibi gitmez. Yayına katılan binlerce kişi, Brandon’ın kontrolü kaybedişine tanık olur. Brandon, iblisin yalnızca bir figür olmadığını ve korkularının çok ötesinde bir karanlıkla yüzleşmek zorunda olduğunu acı bir şekilde öğrenir. Kendisini, kötülüğün en derin pençesinde bulacaktır.