Salina Prensi Don Fabrizio Corbera, köklü bir aristokrat olarak hayatı boyunca ayrıcalıkların ve gücün tadını çıkarmıştır. Ancak 19. yüzyılın ortalarında İtalya’nın birleşme süreci hızlanırken, eski düzen sarsılmaya başlamıştır. Güç dengeleri değişmekte, aristokrasi yerini yeni zengin sınıfa bırakmaktadır. Don Fabrizio, ailesinin geleceğinin belirsizleştiğini fark ettiğinde, kendisini ahlaki ve siyasi ikilemlerle dolu bir mücadelede bulur.
Bu çalkantılı dönemde ailesini mali açıdan güvence altına almanın tek yolu, yeğeni Tancredi’nin halktan gelen ancak zengin Angelica ile evlenmesidir. Ancak bu karar, Don Fabrizio’nun öz kızı Concetta’nın mutluluğunu hiçe saymak anlamına gelmektedir. Concetta, Tancredi’ye karşı derin bir aşk beslemektedir ve onun başka biriyle evlenmesi hayatında büyük bir kırılma noktası olacaktır.
Don Fabrizio, gelenekleri, duyguları ve ailenin geleceği arasında sıkışıp kalmıştır. Geçmişin ihtişamına tutunmak artık mümkün değildir, çünkü yeni İtalya’nın düzeni eski aristokrat ailelere yer bırakmamaktadır. Sicilyalı bir prens, ailesinin hayatta kalması için fedakârlık yapmaya zorlanmış, aristokrasinin çöküşüne tanıklık etmekten kaçamamıştır. İtalya’nın birleşme süreci, sadece siyasi bir dönüşümü değil, aynı zamanda bireysel trajedileri ve eski dünyanın kaçınılmaz sonunu da beraberinde getirmiştir.