Fiona, hayatının dönüm noktasında olduğunu hissetmektedir. Bir türlü yakalayamadığı büyük çıkış, son girdiği seçmelerde de hüsranla sonuçlanır ve bu başarısızlığın bedelini işinden kovularak öder. Tüm bu hayal kırıklıkları içinde, annesinin yıllar önce İrlanda’dan gelen bir mektubu sakladığını öğrenmesiyle yeni bir umut ışığı doğar. Annesini geçmişiyle yüzleşmeye ikna etmek için, ona bir tatil bahanesiyle İrlanda’ya gitme fikrini sunar.
Sessiz bir sahil kasabasında kiraladıkları kır evi, sıradan bir kaçamaktan çok daha fazlasına dönüşür. Fiona, annesinin gizli geçmişini çözmeye çalışırken, annesi de onu İrlanda’nın sıcak atmosferine ve gizemli Liam’a daha da yakınlaştıracaktır. Ancak Fiona, annesinin yıllar sonra biyolojik annesini bulduğunu öğrendiğinde, tatil sandığı bu yolculuğun aslında çok daha derin bir hesaplaşmaya dönüşeceğini fark eder.
Helen, geçmişin gölgesiyle savaşırken, Fiona da beklenmedik bir şekilde dul ve çekici bir adama karşı hisler beslemeye başlar. Şansın her zaman ona sırt çevirdiğine inanan Fiona, bu yolculuğun hayatındaki her şeyi düzelteceğini ummaktadır.