Doğayla baş başa bir hafta sonu geçirmek isteyen dört yakın arkadaş, şehir hayatının stresinden uzaklaşmak için kamp yapmaya karar verir. Eğlence dolu bir yolculuk planlayan gençler, araçlarına atlayıp ormanın derinliklerine doğru yola çıkarlar. Ancak farkında olmadan, çok daha karanlık bir hikâyenin içine sürüklenmektedirler. Yol boyunca arkalarındaki karavanın sürekli aynı mesafede ilerlediğini fark ettiklerinde, bunu sadece bir tesadüf olarak değerlendirip önemsemezler. Ancak saatler ilerledikçe bu durum giderek daha rahatsız edici bir hal alır.
Kamp alanına vardıklarında tedirginlik yerini heyecana bırakır ve geceyi eğlenerek geçirmeye karar verirler. Fakat sabahın ilk ışıklarıyla gelen korkunç bir manzara, her şeyi geri dönülemez şekilde değiştirir. İçlerinden biri, yüzü kanlar içinde, ne olduğunu hatırlamadan uyanmıştır. Panik içinde birbirlerine sorular sorarlar, ancak kimsenin yaşananlar hakkında en ufak bir fikri yoktur. Korku giderek artarken, yardım çağrıları cevapsız kalır. Tam o anda olay yerine ulaşan Komiser Cevat ve ekibi, olayı araştırmaya başlar. Ancak yaptıkları her keşif, sır perdesini aralamak yerine, daha da karmaşık ve ürkütücü hale getirir.
Gençlerin basit bir kamp macerası olarak gördüğü bu kaçamak, çok geçmeden acımasız bir hayatta kalma mücadelesine dönüşmüştür. Ormanın derinliklerinde, peşlerini bırakmayan bir gölge vardır ve hiçbir şey göründüğü gibi değildir.