Amerika’da geçirdiği uzun yılların ardından, çocukluk anılarının en mutlu olduğu yere, Avustralya’daki küçük sahil kasabasına geri dönmeye karar veren bir adam, ailesinin eski evini satın alarak geçmişiyle yeniden bağ kurmaya çalışır. Fakat bir sabah, ergenlik çağındaki oğluyla birlikte sörf yapmak için sahile indiğinde şok edici bir gerçekle yüzleşir. Bir zamanlar özgürce dalgalara meydan okuduğu plaj, acımasız bir sörf çetesinin hâkimiyeti altına girmiştir.
Bu çete, plajı kendi krallıkları gibi yönetmekte, yabancıları ve eski yerlileri tehdit ederek dışlamaktadır. Oğlunun gözleri önünde küçük düşürülen adam, bu durumu kabullenmeyi reddeder ve karşı koymaya karar verir. Önce tek başına mücadele etmeye çalışırken, kasabanın derinlerine kök salmış bir yozlaşma ağına çekildiğini fark eder. Yetkililer, çeteyle gizli anlaşmalar yapmış, halk ise korku içinde susmaktadır.
Mücadelesi ilerledikçe, geçmişin gölgeleri de gün yüzüne çıkar. Burada sadece sahili geri kazanmak için değil, kendi içindeki karanlıkla yüzleşmek için de savaşmak zorundadır. Ancak adalet arayışı kısa sürede bir intikam saplantısına dönüşür. Şiddet tırmanırken, masumlarla suçlular arasındaki çizgi silinmeye başlar. Artık bu mücadele sadece bir plajın kontrolü değil, adamın akıl sağlığı ve hayatı için verilen ölümcül bir savaştır.