Savaşın ayak sesleri Avrupa’nın dört bir yanına yayılırken, Fransa’da hukuk eğitimi alan Halil, aniden değişen dünya dengeleri nedeniyle memleketine dönmek zorunda kalır. Büyük bir aşiretin varisi olarak bambaşka bir geleceğin hayalini kurarken, kendini beklenmedik bir komplonun içinde bulur. İşlemediği bir suçun faili olarak gösterilen Halil, mahkemeye bile çıkarılmadan Sinop Cezaevi'ne sürgün edilmiştir. Taş duvarların ardında geçen günler, onun için bir hayatta kalma mücadelesine dönüşür. Cezaevinde kendisine uzanan tek dost eli, idealleri uğruna mücadele veren genç doktor Meryem olur. Ancak Halil’in özgürlüğüne kavuşmasının önündeki en büyük engel, cezaevini katı kurallarla yöneten müdür Vural’dır. Her geçen gün, Halil için bir ölüm kalım meselesine dönüşmektedir. Gerçeklerin ortaya çıkması, onun için sadece bir umut değil, hayatta kalmanın tek şartı olmuştur.